İnsanların birbirleriyle etkileşim kurabilmesinin en etkili yollarından biri görülme ihtiyacıdır. Görülme ihtiyacı insanların kabul görme ve onaylanma ihtiyacından doğar. Hayatımızda karşılaştığımız zorluklarla başa çıkmada da önemli bir paya sahiptir. Görülme ihtiyacının insan psikolojisi üzerine önemli etkileri vardır. Örneğin görülme ihtiyacı insanların kendi duygularını yönetmelerine yardımcı olur. Ayrıca:
- Kendilerini gerçekleştirmesine,
- Sosyal bağlarının güçlenmesine,
- Sosyal olarak uyum içinde yaşamasına,
- Çevrenin olumlu açıdan genişlemesine,
- Özsaygılarını artırmasına hizmet eder.
İlişkilerinde ve sosyal ortamlarda kabul gören ve onaylanan insanın kendine olan güveni artar.
Görülme İhtiyacını Karşılamak İçin
Duygu, düşünce ve verilmek istenen mesajın doğru aktarımı için mimik ve tonlamaların kullanılması, görülme ihtiyacının bir gereği olarak düşünülmelidir. Anlama ve anlaşılma bakımından önem arz eden görülme ihtiyacını karşılamak için çeşitli yollar denenebilir. Bunlar arasında:
- Hobilere dair çalışmalara katılmak
- Spor etkinliklerine katılmak
- Fikir ya da yaşam yönünden cazip gelen bir topluluğa katılmak
- Sosyal medya platformlarında aktif olmak gibi yöntemler değerlendirilebilir.
Ayrıca psikoterapi gibi profesyonel bir yardım da görülme ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olabilir. Önemli olan sosyal ya da bireysel ilişkilerde ve iletişimde dengeli olmak, yöntemlerin kişinin hayatını olumsuz etkilememesine dikkat etmektir. Çünkü görülme ihtiyacının aşırıya kaçması durumunda bazı olumsuz tablolar oluşabilir. Sürekli dikkat çekmeye çalışmak amacıyla gereksiz ve uygunsuz davranışlar sergileme çabasına giren insanlar, bir zaman sonra kabul görmeyebilir ya da sosyal olarak dışlanabilir.
Görülme İhtiyacının Karşılanmaması
Görülme ihtiyacı kavramı psikolojide ilk olarak Alfred Adler tarafından, insanların kendilerini toplumda kabul ettirme çabasını ve bu çabanın olumlu etkilerini anlatmak amacıyla ortaya atılmıştır. Ergenlik döneminde artan, gençlik döneminde daha belirgin hale gelen görülme ihtiyacının karşılanmaması, psikolojik açıdan çeşitli sorunlara neden olabilir. Özellikle çocukluk döneminde yeteri kadar karşılanmayan görülme ihtiyacı, ileri dönemlerde özgüven düşüklüğü, yalnızlık hissi, depresyon ya da kaygı bozuklukları gibi rahatsızlıklara yol açabilir.
